- Bekir Demirağ blog yazısı yükledi.
- Kategori : Makaleler
- Türkiye' nin çatısında (Dağların dayanılmaz cazibesi…)
- Ülkemiz genelinde olduğu gibi yer yüzündeki tüm yüce dağlar, insan oğlunun yaratılışından beri hep ilgi odağı olmuştur. Türkiye’nin çatısı konumundaki Ağrı Dağı da ( Kutsal kitaplarda adı geçiyor. ) bunlardan biri belki de birincisidir.
Üzerine onca hikayeler ve şiirler yazılıp filmlere konu olan, adına türküler yakılan yabancıların Mount Ararat diye bildikleri Ağrı Dağı , tüm kutsal kitaplarda “Hazreti Nuh’un gemisinin bulunduğu yer “ olarak tanımlanır. Allah’a binlerce defa şükürler olsun ki 5.156 metre yükseklikteki bu dağa yıllar önce bir kez de olsa tırmanmış olmanın haklı gururunu ve mutluluğunu halen yaşamaktayım.
Türkiye Dağcılık Federasyonu (T.D.F .) tarafından geleneksel olarak her yıl 30 Ağustos’da düzenlenen Uluslar arası Zafer Tırmanışı bir vesile oldu ve bu anlamlı etkinliğe değerli zirve arkadaşım-spor dostum dönemin Kayseri Dağcılık İl Temsilcisi İsmail Yılmaz ,Erciyes Üniversitesi Dağcılık Kulübü’nden (EUDAK ) Onur Duman ve Çınar Bektaş ile birlikte 2009 yılında katılma imkanını buldum.
Özel bir araçla önce yurdumuzun en doğudaki yeni ama şirin ili Iğdır’a ulaştık. Orada 14 ayrı ülkeden gelen diğer dağcılarla ve o zamanki TDF Başkanımız sayın Alaattin Karaca ile buluşup, sonrasında Korhan Yaylası’na hareket ederek kamp kurduk.Kampa dönemin Iğdır valisi, Gençlik Hizmetleri ve Spor Iğdır İl Müdürü hemşehrimiz M. Metin Özen ile protokolden bazıları da gelip bizlere çıkış öncesi moral destek verdi.
Tırmanışı en zor kulvardan, yani kuzey batı yönünden yapacağımız teknik toplantıda bizlere aktarılmıştı.
Ekibimiz önce 3.400 metredeki ilk kamp yerine yani Korhan yaylasına, ertesi gün de 4.200 metrede bulunan ikinci kamp yerine ulaştı. Orada dağa uyum sağlamak için bir gün konakladık. Ermenistan’ı, Nahçıvan’ı tabii ki güzel Iğdır’ı yükseklerden gözledik.
Derken sabaha karşı saat 03.00 sıralarında zirve tırmanışımız başladı. Hepimiz gruplar halinde ip emniyetine girdik. Rehberlerimiz önde, biz arkada ağır ağır deyim yerinde ise adım adım yükselerek ilerliyorduk ki güneşin ilk ışıkları vurdu. Tabii belirtmemde yarar var : Türkiye’de üzerine güneş ışığının vurduğu ilk yer, Ağrı Dağı’dır…
Saat 10.00 gibi zirvedeydik. Hemen bayraklarımızı açıp, İstiklal Marşımızı coşkuyla seslendirdik. Alelacele fotoğraf çekimini yaptık.Hava giderek bozuyordu. Sert bir rüzgar adeta gözlerimizi açmamıza bile imkan vermiyordu. Bu durumda derhal inişe geçtik.
Kamp yerine varmak üzereydik ki kar yağışı başladı.Hemen çadırlarımıza çekildik ve ertesi gün erken saatlerde önce 3.400 metredeki kamp yerine, daha sonra da Korhan Yaylası’na indik. Kayseri ekibi olarak Doğubeyazıt’a geçip çarşıyı ve ünlü İshak Paşa Sarayı’nı gezdikten sonra tekrar Iğdır’a dönüş yaptık. İl Kültür Müdürlüğü’nde T.D. F’nun ödül törenine katıldık. Iğdır Valisi başta olmak üzere tüm protokol o akşam orada yanımızdaydı.
Kayseri’ye geldikten sonra yaptığım araştırmalarda benim Ağrı Dağı’na zirve tırmanışı yapan ilk Kayserili gazeteci olduğumu öğrendiğimde mutluluğum çok daha katmerlendi (!)
Sosyal paylaşım sitelerindeki açılış sayfama : “Ağrı dağına tırmanan ilk Kayserili gazeteci … “ diye yazmak benim için harika bir duygu oldu açıkçası ?
1990 yılında değerli arkadaşım Ali İlik’in teşvikiyle başladığım dağcılık sporunda bugüne kadar güzel yurdumuzun birçok önemli dağına tırmanışlar gerçekleştirdim. Hasan Dağı, Aladağlar, Kaçkarlar, Uludağ, Baba Dağı, Honaz Dağı ve tabii ki yaşadığımız güzel şehir Kayseri’nin sembolü , aynı zamanda yaşam kaynağı değerli zirve dostum Nuri Palta’nın deyimiyle “yakışıklı dağ “ Erciyes ilk planda…
Erciyes’e şu ana kadar biri de Almanya’daki oğlum Bülent Demirağ ile olmak üzere tamı tamına 88 ( seksen sekiz ) tırmanış yaptım. Bunlardan 17’si solo yani tek başıma…
İnşallah çok yakın bir süreçte bu sayıyı da geride bırakmanın ve sonrasında “DALYAAA !..” demenin hazırlıkları içerisindeyim. Ama ben dağlarımız içerisinde en çok Kaçkarları sevdim. Onlarca zirvesi , karları – çiçekleri ve tabii ki coşkuyla akan dereleriyle Kaçkar Dağları gerçekten farklı ?
Özetle dostlar,
Spor benim adeta yaşam biçimim…
Bu nedenle hemen her hafta sonu sahalarda, boş zaman bulduğumda ise dağlardayım .
“Dağların o dayanılmaz cazibesi “ beni çok etkiliyor ve bana sanki uzaklardan “ gel.. gel.. “ diye çağırıyor .
Tabii davete icabet etmek gerekir,
Çaresiz koşarak gidiyorum ?
* * * * *
TURKEY'S ROOF in.
(The irresistible charm of the mountains…)
Since the creation of the human being, the great mountain on earth, where our country is, has been the center of attention for all of us. Mount Ararat in Turkey in the roof of the room (name is mentioned in the holy books.) One of these is perhaps the first.
All these stories and poems are written on the subject of the film begins, the subject of the type of foreigners known as the Mount Ararat Mount Ararat, all the holy books, thanks to the assumption of thousands of thousands of people who climbed this mountain 5,156 meters high years ago, still proud of the rightful pride and happiness. I devamt.
Turkey Mountaineering Federation (TDF.) In traditional pre- and year 30 international on August international victory climb was an occasion and this is the peak friends in an effective peak-sports buddy period of Kayseri Mountaineering Provincial Representative Ismail Yilmaz, Erciyes University Mountaineering Club (EUDAK) with Onur Duman and Cinar Bektas.
First, we reached a private vehicle in Iğdır, a new but charming province in the eastern part of our country. There, we met with other climbers from 14 different countries and our usual TDF President Mr. Alaattin Karaca, and established a camp under the Korhan Plateau.
Climbing from the most difficult lane, that is to say in the direction of the north-west direction was transferred to us.
Our team first reached the first camp at 3,400 meters, namely Korhan plateau and the next camp at 4,200 meters the next day. We stayed there one day to adapt to the mountain. We observed Armenia, Nakhchivan, of course the beautiful Igdir from the heights.
Then at 3:00 in the morning began to climb the ranks of the summit. We all went into rope safety in groups. The first lights of the sun struck that our guides were moving ahead, step by step while we were slowly moving at the back. Of course I have to specify the benefits: first place hit by the sunlight on in Turkey is Mount Ararat ...
We were at the top around 10:00. We immediately opened our flags and we sang our National Anthem with enthusiasm. We hastily took photos. A strong wind didn't even let us open our eyes. In this case, we immediately landed.
We were about to arrive at the camp so that it started snowing. As Kayseri team, we went to Doğubeyazıt and visited the bazaar and the famous İshak Paşa Palace and returned to Iğdır. We attended the T.D. F. ödüls award ceremony. The entire protocol, especially the Governor of Igdir, was there with us that evening.
When I found out that I was the first journalist from Kayseri to climb the Mount Ararat in my research after coming to Kayseri, my happiness was even more katmerled (!)
It was a great feeling for me to write açılış The first Kayseri journalist climbing Mount Ararat Sosyal on my social networking site.
In 1990, with the encouragement of my dear friend Ali İlik, I started climbing to many important mountains of our country. Hasan Mountain, Aladağlar, Kaçkarlar, Uludağ, Baba Mountain, Honaz Mountain and of course the symbol of the beautiful city of Kayseri where we live, as well as the source of life of the precious summit my friend Nuri Palta's “handsome mountain " deyim Erciyes first plan.
Friends in a nutshell,
Sport is my way of life…
For this reason, I am in the mountains almost every weekend and when I find free time.
O The irresistible charm of the mountains iyor impresses me very much and calls me as if “come .. come .. uzak from a distance.
Of course it is necessary to respond to the invitation,
I'm running helpless?
Accident-free climbing for everyone.
Stay healthy!
Daha fazla içerik için giriş yapınız ya da kayıt olunuz!