Yürüyüşümüze National Park Hoang Lien Station’ın kontrol noktasından başladık. Burada rehberimiz, dağa giriş yaptığımıza dair yetkililere bilgi verdi. Ve saat 09:00 civarında 1.900 m.’den yükselmeye başladık. Yol patikaydı fakat çok belirgin değildi. İşaret ve bazı yerler de yol yoktu. Rehbersiz veya navigasyonsuz yol bulunması mümkün değildi.
Mevsim olarak kış sayıldığından hava soğuk, yağışlıydı. Her yer yeşil olmasına rağmen çiçekler daha açmamıştı. Yürüyüşümüz süresince hava kah açtı, kah kapattı. Sisler, bulutlar, yeşillikler içerisinde tırmandık. Havanın tutarsızlığı, yağmur yağma ihtimalinin yüksekliği rehberi tedirgin etti. Neyse ki sorunsuz olarak saat 16.00 civarında 2.800 m. yüksekliğinde ki ana kampa ulaştık.
İlk gün toplam 7 saat yürümüş, 900 m. yükselmiş olduk..
Ana kamp alanına kocaman bir bina yapıp tahta perdelerle bölerek odalar oluşturmuşlar. Her grup bir odada kalıyordu. Odalarda ahşap sedir tarzı yerler vardı. Uyku tulumuyla matı serip yatıyorsunuz. Bizden başka dört grup, yaklaşık otuz kişi vardı. Odamıza yerleştik. Akşam yemeğimiz çok doyurucu ve lezzetliydi. Sabah erken kalkmış, sıkı yol yapmıştık ve ertesi gün daha da erken kalkacaktık. Erkenden yattık.
Gece sıkı rüzgar esti. Sıkıntı olmadı. Ama gruplar nerdeyse hiç uyumadılar. Bayağı patırtı, gürültü yaptılar. Biz 5.00 gibi kalktık. Kahvaltımızda fena değildi. Saat 6:00 gibi yürüyüşe başladık.
Yükseldikçe ağaçlar, yeşillik alan azaldı. Yol, taşlık patikaya döndü. Bazı yerlerde dik merdivenler, bazı yerlerde uçurum kenarından yüründüğü için korkuluklar vardı. Aslında toplam 300 m. yükseldik ama o kadar çok inip çıktık ki herhalde toplamda 800/900 m. yaptık.
Zirveye kocaman bir tapınak yapmışlar, iki yıldır da teleferikle ulaşım yapılıyormuş. Tabi teleferik ile çıkanlar çoktan gezmeye başlamışlardı. Biz de saat 09:30 da Hindiçin’in zirvesindeydik! Rehberimiz bize madalya takıp, çıkış yaptığımıza dair Vietnam Dağcılık Federasyonu tarafından imzalanan teşekkür, başarı belgesini verdi. O kadar mutlu olduk ki!
Biliyorsunuz daha önce 2016 yılında Ağrı Dağına zirve yapmıştık. Kendi aramızda jest olsun diye Zirve Dağcılık Ankara Kulübü olarak sembolik başarı belgesi almıştık. Türkiye Dağcılık Federasyonu’ndan ne bir belge, ne de her hangi bir şey verildi. Ne yapıyor bizim T.D.F.? Her ne kadar şimdilerde Ağrı Dağına tırmanış izni olmasa da; geçmişte de Türkiye’nin 5.137 m. yüksekliğindeki en yüksek dağına kimler tırmanıyor diye merak etmediği gibi hala da umurunda değil sanıyorum!
Zirve oldukça kalabalıktı. Madalya takılıp, belgeler verilince Vietnamlıların daha çok dikkatlerini çektik. Birlikte fotoğraflar, selfiler çekmeye başladık. Biz dört kafadar dünyanın bir ucunda, dilini anlayamadığımız yabancılarla, sarmaş dolaş kocaman bir aile olduk. Zirve heyecanımızı, mutluluğumuzu paylaştık.
Bizler dağa çıktığımız için bilekli kalın botlarla tırmandık ama teleferikle gelenlerden çıplak ayaklılar ile ayağında sadece çorap olanlar vardı. Anlayacağınız ben fena takıldım bu çıplak ayak meselesine!
Saat 11.00 gibi dönüşe geçtik. Geldiğimiz yollardan gerisin geri döndük. Tabi uzun bir yol, uzun bir gün oldu. Saat 17.00 gibi Sa Pa’ya ulaştık.
İkinci günün sonunda toplam 9 saat yürümüş, yaklaşık 500 m. tırmanmış, 1.500 m. iniş yapmış olduk.
Hatırlaya bildiklerim bunlar. Başka bir yerde, başka bir zirve de buluşmak üzere hoşça kalın.
Hayallerinize dokunmanız dileğiyle....