BİR DAĞ HİKAYESİ…
Toros Dağları ve Boğa kültürü.
“Dağlar yaşamın ta kendisidir.” Bu söz daha önce birileri tarafından da, hem de binlerce yıl önce söylenmiş olmalıdır. Tüm çeşitlilikleriyle yaşamı bu denli derinden etkileyen bir doğal olay ya da nesne konusunda insanların ilgisiz kalması mümkün değildir. İnsanın yazı öncesi ya da sonrası kültür tarihinin dağa ilişkin konular bakımından inanılmaz zenginliği bu yoğun ilgi ve ilişkinin en belirgin kanıtıdır.
Evet, dağ yaşamın kaynağıdır. Bir futbol topu gibi dümdüz bir dünyada yaşamın ortaya çıkması mümkün olamazdı. İklim de, bitki de, kültür de ve hatta İnsanın kendisi de dağların ürünüdür. Bir başka anlatımla, dağlar olmadan tüm biyolojik ve kültürel çeşitliliğiyle yaşamın filizlenip serpilmesi mümkün olamazdı.
Bilim adamlarının ağırlıklı bir çoğunluğu, insana doğru gidecek evrim serüvenin ilk adımlarının doğu Afrika’da atıldığı konusunda hemfikirdir. Bu adımın temelinde bir dağ oluşumu hareketinin bulunması insan ile dağ arasındaki köklü ilişkiyi gözler önüne sermesi bakımından ilgi çekicidir.
(Prof Dr.Neyişçi)
Geçen dağ raporlarımda bahsettiğim gibi dağların isimleri ayrı ayrı gruplara ayrılıyor. Bunlardan biri adını değişik isimlerden alan dağlarımız ve İnançlarımıza göre isimlendirilen dağlarımız.
Antalyanın batısına baktığımızda görülen sahil beydağlarımız Gelidonya fenerinden başlayarak kıvrımlı olarak güneyden kuzeye doğru sıralanmış boğalar gibi engebeli olarak korkuteli ovasına kadar uzanır. Doğusunda Antalya körfezi batısında alakır vadisi.
Bu kıvrımlı dağ grubunun arkasında da yine güneyden başlayarak kuzeye doğru kıvrımlı ve engebelli bir sıra dağ grubu var. Burasıda yüksek beydağları,Yani göğe en yakın dağlarımız. Hatta Antalyadan batıya baktığımızda çakırlar köyü yönünden görülen bir masa gibi olan ve yılın ilk karı yağan Ziyaret dağı da bu gruptadır.
Buralar yüksek beydağları olarak yayla yaşamı ve dedenderoloji bakımından çok zengindir. dağsilsileside buralardan başlar
İş te bizim de çıkacağımız dağ da bu bölgededir.
Pozan yada yerel halk tarafından söylenen Bozan dağı ( 2709.m).
POZAN DAĞI
Yerel anlamı üzüm bağı demekmiş. Bu dağımız Çömlektokuşturan (kuru an dağları) gediğinden güneye doğru kıvrımlı olarak alçalıp yükselen Daha önce bizlere Korkuteli akdağ olarak anlatılan ve not ettirilen ,halbuki daha sonra da diğer dağların isimleri gibi araştırdığımızda buranın korkuetli akdağ değilde Eren dağı olarak kutsal sayılan bir dağ olarak geçtiğini öğrendik. Buraya çıkanlar yöre halkı olarak dualar edilip kurbanlar kesiliyormuş ve zirvesinde de küçük bir etrafı kapalı inanç yeri de var.
Bu zirveden devam ederek daha güneye doğru,tek bir ardıcın bulunduğu anbarkaya gediğine kadar uzanan ve daha sonra yükselip incekaya tepesi olarak çıplak ve çarşaklı zeminden devam ederek Pozan yada Bozan dağı sınırına gelerek bu isimde anılır.
Pozan ismide,dağın hemen batısında ve aşağılarda bulunan ve tamamen dik ve çarşaklı yapısı bulunan çıplak olan,geçmişte göl olarak yaşam veren Pozan gölünden almaktadır. Şu an göl yatağına İmecik köyü halkı kuru tarım yapmaktadırlar. Bu ismide Bu yörenin halkı tarafından verildiğini öğrendim.
Yani Bu dağlar grubuna dağın doğu eteklerinde bulunan beydağı yaylaları ile imecik köyü yaylacıları bu isimlerle anlatırlar.
Pozan dağının doğu etekleri tamamen çıplak ekonomik bitki türleri bakımından zengindir. Tek tük te olsa zamana direnen ardıçlarada rastlanır.
Ekip arkadaşımla sabah 05.00 sularında serin ve kuzeyden esen sert rüzgarlar eşliğinde aracımıza binerek,Hurma,hisarçandır,söğütcuması,invebelden alakr vadisine inerek Büyük alan kçyünden dere köye giderek buradan Cüne deresi mahallesi mevkiisinden mezarlıktan sola dönerek,dağı batı karşımıza alıp, cüne deresini geçip,pınar gözünden yükselip kıvrılan stablize yoldan ardıç ovası çukurundan arı sereninden devam eden yolu takip ederek katran başına vardık. Aracımızı buraya park edip hazırlıklarımızı yaptık.
Batı karşımızda bulunan pıtıraklı tepenin doğu eteklerinde bulunan çarşaktaki çok eski göç patikasını bularak rotaya girdik. Rotamız tamamen pozan dağına yani hep kuzeye doğru tırmanışı yapmak. Rüzgarda zaten kuzeyden esmektedir. Çok sert ve serin. Çarşaktaki patikadan geçip Pıtıraklı tepeyi bitirp patikadan dik yükselen rotayı takip ederek kısa molalar veriyoruz. Rüzgar gittikçe sertleşiyor ve çıkışımızı engelliyor. Zorlanıyoruz. Hava çok net ve berrak.
Sağ tarafımız çarşaklı uçurumlar ve karlık kayaları mevkilleri. Buraları zar zor geçiyoruz. daha batıya doğru yönleniyoruz rüzgarı almamamız açısından ama nafile.
Hava çok net olmasından dolayı tek avantajı bu havada çok güzel fotoğraflar çekmek. ve bunu yapıyoruz. Yüksek beydağları ve sahil beydağları ile alakır vadisi bizleri karşılıyor. Bulutlar zaman zaman dağlarla dans ediyor. ama yağmur havası yok.
Yükseliyoruz,Bu yıl yağıştan öürü otlşaklar çoğalmış,alpin çayırları bollaşmış,hayvancılık az olduğundan otlaklara dokunulmamış. Bu arada yükseldikçe güneyde arkamızda kalan Kuyular yaylasını görüyoruz. Burasıda büyükalan köyüne aittir.
Nihayet dik olan ve zaman zaman çarşaklı olan rotayı tamamlıyoruz. saatlerimiz 09.30 ları gösteriyor. Biz aracı 07.30 da terketmiştik.
Yamaçlar rahatlatıyor fakat rotamız daha uzakları gösteriyor. Ama dirençli ve azimliyiz. Arkadaşım Cilo dağları reşko tepesini yaptığı için anteremanlı olup daha da azimli ve kararlı olarak devam ediyoruz.
Nihayet son sırta geldik kuzey karşımızda eren dağı ve kuru an dağları görünüyor. Fotoğraflıyoruz. Arkamızda kalan ve sağımzda kalan beydağlarınıda zaman zaman fotoğraflıyoruz.
Rüzgar çok sert ve serin esiyor ama asrkadaşıma diyorum birazdan biraz daha hızını kesecek ve nihayet saatler 11. sularında zirveye varıyoruz ve rüzgar da hızını kesmiş durumda. Başardık. Zafer bayramımızı burada kutladık. Çıktık açık alınla. bu zirveyede.
Muhteşem bir zafer duygusu yaşıyoruz.
Batı karşımızda Pozan(bozan)gölü,çakmak yaylası,hamaylı(humaylı)dağı,Boldarcı dağı,güneyimizde ardıçılı ve pıtıraklı tepeler,Kuştüneği tepesi. aşağıda kuyular yaylası ve ziyaret dağı ile diğerleri (Bu arada şunu ekleyeyim zirveden gördüğüm tüm dağların isimlerini fotoğraflarıyla birlikte yayınlayacağım).
Doğumuzda alakır vadisi,beydağı yaylaları,bakırlı(doyran)dağı kartal (çalbalı)dağı ile bereket dağları görünüyor.,Kuzeyimizde ise eren dağı mevcut.
Yiyeceklerimizi tamamlayıp dinlendikten sonra değişik çarşaklı ve alpin çayırlarının yoğun olduğu mevkiiden inerek şalvarlı kuru dereyi takip edip,kuyular yaylasını seyrederek, lokal alanlarda oluşum gösteren ardıçları fotoğraflayıp aşağılarda bulunan ana patikayla birlikteliği sağlayıp aracımıza vardık. saatler. 13.30 u gösteriyor.
Arkadaşıma çok teşekkür ederim.
30.Ağustos.2026
NOT;Dağalar baktığımda ben ne görürsem onu çizer yada not ederim:Kimseden kopya almam alsamda kaynak gösteririm.
Ömer Faruk Gülşen
Dağcı-gezgin-doğa fotoğrafçısı,araştırmacı ve yazar.
Climber, traveler, nature photographer, researcher, and writer.
Antalya / Türkiye
0542 595 10 34