- Ömer Faruk Gülşen blog yazısı yükledi.
- Kategori : Dağcılık ve Zirve Anıları
- Akçal Dağı
- AKÇAL DAĞI. 1864.M. ORMAN YANGINI GÖZETLEME KULESİ.
""Keşfetmek, bilinmeyene doğru uzanmak doğamızda var. Tek gerçek başarısızlık, hiç keşfetmemektir."
Ernest Shackleton
Isparta’nın Sütçüler (Bavlu-Cebel-) ilçesinde Toroslar’ın zirvesinde yer alan Akçal Yangın Gözetleme Kulesi, aynı anda Isparta, Antalya ve Burdur’u görebilmesi ile dikkat çekiyor.Sütçüler ilçesi Çandır Orman İşletme Şefliği’nde yer alan bu kule, bölgedeki en yüksek noktalardan biri.
"‘Ne kadar uzağa gidersem kendime o kadar çok yakınlaşıyorum."
Andrew McCarthy
Akçal Tepesi’ne kurulu kule, stratejik konumuyla orman yangınlarıyla mücadelede önemli görev üstlenirken, sunduğu eşsiz panoramik manzarayla da doğa ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor.kule, üç ilin aynı anda izlenebildiği nadir noktalardan biri olma özelliği taşıyor.
Toroslar’ın bozulmamış doğal dokusu içinde yükselen kule, çevresindeki geniş orman alanlarını kontrol edebilme kapasitesiyle yangınlara erken müdahalede kritik rol oynuyor.
Kuleye giderken,Orman asil ağaçlarından olan,Ardıç,Sedir,Sarı ve Kızıl çam ve Meşe ağaçlarını görmek mümkündür.
Ekonomik bitki türleri de ormanlık alanda zenginlik vermektedir.Gümü köyünde yükselerek gidilen stabilize dağ yolundan geçerken zamana yolculuk başlıyor ve farklı bir coğrafyada olduğunuzu fark ediyorsunuz.
Zirveden bakıldığında Isparta, Antalya ve Burdur sınırlarının net şekilde görülebilİyor.
Kuleye tırmanarak hem doğa yürüyüşü yapabilir hem de bölgenin zengin doğal yapısını gözler önüne seren eşsiz manzarayı izleyebilirsiniz.
Özellikle gün batımında, kuleden görülen renkli gökyüzü ve doğanın muazzam uyumu, fotoğraf tutkunları için mükemmel bir fırsat oluşturuyor.
Akçal Yangın Gözetleme Kulesi, hem ormanların korunmasında üstlendiği görev hem de sunduğu görsel şölenle Isparta’nın öne çıkan doğal değerleri arasında yer alıyor.
"‘En uzun yolculuklar bile tek bir adımla başlar."
Laozi
NASIL GİDİLİR
Ekibimizle, yoğun ve titiz bir şekilde çalışmalar yaparak,8.05.2026 Cuma günü Özel 4x4 aracımızla 4 doğasever ve doğa fotoğrafçılarla beraber sabah 06.00 da Antalya ilimizden hareketle,Isparta yolu,elsazı yolundan geçen yeni yoldan Çandır sapağına saparak Karacaören barajı manzara seyrederek ve fotoğraflayarak,Çandır bölgesi dağlarının mermer ocakları tarafından çok çirkin bir şekilde sedir,ardıç ve meşe ormanlarında katlederek oluşturdukları zalim beyaz örtüleri görerek çandır köyüne vardık.
Burada Misafirperver köy kahvesinde dinlenip çaylarımızı yudumladık. Buradan yazılı kanyon yolundan ve alabalık çiftliklerinden geçip Sütçüler ilçesi yoluna koyulduk.
Sakin ve sessiz bir yoılculukla bakir ormanlıkların arasından inişli çıkışlı asfalt yoldan geçerek Müezzinler köyüne varıp ,köy içi yolundan St paul yol işaretleri arasından Trafik haftası nedeniyle Jandarma trafik tarafından dururularak samimi,sevimli,hoşgörülü ve misafirperver ve ayrıca hoş sohbetli güler yüzlü görevlilerle karşılaştık,kontrollerini yapıp çaylarımızı içip müsade isteyip Sütçüler ilçesine vardık.
İlçenin Cuma günleri pazarı kuruluyor. Çok şirin ve misafirperver halkıyla kısa kısa sohbetler yaparak, alışverişlerimizi yapıp, Belediye çay bahçesinde çaylarımızı yudumlayıp, yerel lokantada yemeğimizi yiyip, Başkoz mevkiine doğru rampadan çıkış yaparak ve sağımızda çok yeşil ve ormanlık alanları çok olan Sütçüler ilçesini seyrederek başkozu aşıp aşağıya doğru inerken Buraların en zor ve çok muhteşem manzarası olan Sarp dağını ( 2548.m) görüyoruz.
Sarp dağının tepesi gelinlik giymiş, zirvesinin adıda Tenegerek adı verilmiştir. ve güney-kuzey doğrultuda olup zirvesi tamamen kayalıktır. Çok endemik olan bir kelebek türü de burada bulunmaktadır. dağın doğu eteğinde ise çok ünlü ve muhteşem yapılarıyla bulunan eski beydili köyü bulunmaktadır.
Bu köye ulaşım aynı yolu izlerseniz yeni beydilli köyünün için yaklaşık 10 km stabilize yolla ve muhteşem yaprak döken ağaçlarının arasından ulaşabilirsiniz.
"İnsanın varış noktası asla bir yer değil, şeylere bakmanın yeni bir yoludur."
Henry Miller
Başkozdan (Anlamı; Kuzeye bakan baş) aşağıya indiğimizde ilk sağa dönen ve eski adı Badab olan Pınar köyüne varıyoruz. Sessiz ve sakin köy ama muhteşem yeşillikler için de olup güney yamacında çok güzel bir park yapılmış, suyu bol ve içinden geçen cenetli deresi buraya hayat veriyor.
Köyün Sarımehmetler köyü yoluna saptığımızda köyün çıkışında sağda iki katlı taş yapılı eski bir konak görüyoruz buranın sahibi amer isimle bir efeninmiş. Burada yaşamış ve Antalya ilinde pusuya düşürülerek vurulmuş.
Fotoğraflıyoruz ve muhteşem doğal alanlardan geçerek Sarp dağımızı sağımıza alıp,Büyük bir ormanlık alanı bulunan Kızılırmak deresine giriyoruz. Bu dere sarımehmetler köyünün sınırları içerisinde ve bir kaç koldan beslenen gerçekten görülmesi gereken bir vadi içerisinde akıp gidiyor. Burada da yaprak döken ağaçlar çoğunlukta. tamamında kıvrımlı dağlar platosu görülmektedir.
kıvrılan asfalt yoldan yükselerek nihayet sarımehmetler köyüne vardık.Çok yeşil ve sulu bir ovacıkta toplanmış olup,eski köyden biraz uzaklaşmış ve yol kenarına dizilmiş yazlıkları görüyoruz,sohbet ediyoruz.
Bu köyde çok ilginç bir müze olduğunu arkadaşlarımla daha önce paylaşmıştım. o da yol kenarında olup,kuleden dönüşte uğrayacağımızı ortak karar alarak,yine kıvrılan yollardan geçerek aşağıda Gümü köyü (çayırlığı) yerleşimini görüyoruz. her taraf bahçelik ve bostanlık,evler zor görünüyor.
Gümü köyü doğusunda bulunan erenler dağının eteğinde kurulmuş ,sulak ve ormanlık alanı olan,Öte Bağ-Harmancık-gendaş adında mahalleleri var. Köy içinde bulunan suyu ve manzarası çok güzel olan camiinin önüne geçiyoruz.Burada manzara mükemmel. Gideceğimiz rotayı inceliyoruz. Batı karşımızda mermer ocağı ve kıvrılan yollar.
Hatip lakaplı,Mustafa Harmankaya adında olan genç ve güler yüzlü bir gençle karşılaşıyoruz. sohbet ederken sorularımız sorup,Akçal kulesine giden rotayı soruyoruz ve bize çok net cevapla yolu tarif ediyor ve müsade alarak tarife göre gidiyoruz.
Rotamız güney batıya doğru,Mezarlık,Yarım kavak mevkii (son içme suyu var ),sağımızda giden kavaklık deresi,sarıalan,(düz tarlalık) olan yer Urustan mevkii-virajlı stabilize yollardan geçip ormanlık alan başladığından Bal ormanı tabelası olan yerden yani elma ağacı mevkii sola dönerek yükseliyoruz.gerli önü derken sağa giden ve işlek olan yollardan yükselip,çıkrık yaylası kavşağındaki elle yazılmış kırmızı yazılı isimlerin yazıldığı tabeladan sola yukarıya doğru devam ettik.
Devamlı yükseliyoruz. Muhteşem sarı çamlar ve sedilrer bizlere eşlik ediyor. 4x4 araçlardan başka araçların gelmesi araçlarına zarar verirler diye konuşuyoruz. Yol virajlar halinde yükselirken çok güzel bir düz ve yeşillik alana geliyoruz burası Çandır ve Güme köylerinin ortak yaylası olan Erdoğdu yaylasıdır. Sulak yayla olup birkaç barakadan yapılmış yapılar var. Yaylanın ortasından giden yoldan hemen sağa sapmamız lazım. Eğer sola veya direk giderseniz söğüt ve erenler yaylasına varırsınız.Tam karşımızda yükselen kule şeklindeki Akçal dağı Akçal yangın kulesini görüyoruz.
Yaylada biraz dinlenip sularımız doldurup kıvrılan yoldan yükseliyoruz. Yukarı çıktıkça manzaralar değişiyor. Orman müdürlüğü yol çalışmasına başlamış ve bir greyder ile karşılaşıyoruz. Genç, güler yüzlü ve samimi ifadeler veren kullanıcı ile sohbet ederek kuleye yani Akçal dağının zirvesindeyiz. yaklaşık Güme köyünden 12 km olarak hesaplamıştım.Antalya ilimizden burası yaklaşık 140.km olarak gösterdi.
Manzaraya doyamıyoruz. Kule ve etrafında kamelya ve manzara seyir terası. Görevli daha gelmemiş Gelmesine bir ay varmış. Bol bol fotoğraflıyoruz. dinleniyoruz.Doğu karşımda,Sarp ve dedegöl dağları,Güney doğumda Bozburun dağıbatısında muhteşem yapısıyla karacaören barajı ve çandır köyü civarı.
Kuzeyinde dağları delik değiş edilmiş mermer ocaklarının görünümü ama aşağılarda muhteşem yeşil dünya var. Hafif serin rüzgar esiyor. Tam bir kamp alanı ve kesin buraya bir daha geleceğim ve kamp kuracağım.
Yaklaşık bir saat dinlenip geldiğimiz aynı yoldan dikkatlice geri dönüyoruz ama çok mutluyuz. Gümü köyüne varıp Hatip lakaplı Mustafaya teşekkür ediyoruz. ayrıca bizlere bu bilgileri veren yakın akrabası olan Ömer'ede çok teşekkür ederek Sarımehmetler köyüne dönüş yaparak burada bulunan İshak Yeşil adındaki özel müzeye gidiyoruz.(Bu müzenin bilgilerini daha sonra fotoğraflarıyla birlikte sayfamda yayınlayacağım.)
Pınar köyünü geçip havanın serinliği ve saatlerin 15 civarında olduğu zamanlamayla Sütçüler ilçesine saat 16.30 da varıyoruz. kısa çay molasından sonra yine çandır yolundan Antalya ilimize geri dönüyoruz.
Hazırlayan,araştıran,yazan ve arşiv.
Ömer Faruk Gülşen
Dağcı-gezgin-doğa fotoğrafçısı,araştırmacı ve yazar.(
Climber, traveler, nature photographer, researcher, and writer.) Antalya / Türkiye.
Fotoğraflarda katkıda bulunanlar;
Haluk Bolat-Ali Kemal Birinci.
8.05.2026
Daha fazla içerik için giriş yapınız ya da kayıt olunuz!