- Summitbook uploaded a blog post.
- Category : Mountaineering Training Notes
- Dağcılıkta kullanılan özel malzemeler
- 1. Ayakkabı
Doğa sporlarına başlayanların önüne bir anda büyük bir malzeme listesi çıkar. Ayakkabıdan iğne ipliğe kadar çok detaylı bir listedir bu. Listedeki malzemelerin tümünün önemi var. Ancak iki malzeme tüm kamp veya yürüyüşünüzü baştan sona zehir edebilir. Bunlardan biri sırt çantasıdır. Kötü ve dengesiz bir çanta, faaliyetin çok yorucu ve tatsız geçmesine neden olur. İkincisi ise ayakkabıdır.
Ayakkabısı kötü olan doğa sporcusunun, planladığı programı bitirmesi imkânsızdır. Ayakkabı kısa bir süre içinde, ayaklara yürümeyi engelleyecek kadar büyük zararlar verebilir. Doğa sporlarına ilk başlayanlar, biraz da paraları varsa, her malzemenin en iyisini almanın başarı için şart olduğunu düşünürler. Ayakkabı için de aynı hata yapılır. Oysa bu büyük bir hatadır. Ayakkabı için bir çok markanın ismini vererek bu marka diğerlerine fark atıyor demek de çok doğru değil. Bazı markaların bazı modelleri özel faaliyetler için nerdeyse tektir ama genel olarak üst düzey markaların genel kullanım için olan modellerinin, birbirlerine karşı fazla bir üstünlüğü de yoktur.
Ayakkabı fiyatına göre değil kullanım amacına göre seçilir. İlk şartımız rahat, dayanıklı ve koruyucu özelliklere sahip olması. Su geçirmezliği de büyük bir konfordur. Ayakkabıda ne kadar az dikiş varsa su geçirmezliği o kadar fazladır. Tek parça deriden yapılmış olması da teknik olarak bir başka tercih nedenidir. Ayakkabının gore- tex kumaş tarafından kaplı olması çok önemli. Bu kumaş türü dışarında içeriye su geçirmiyor ama içeriden dışarıya su buharını göndererek ayağın kuru kalmasını sağlıyor. Ayakkabının dayanımını da artırması açısından çarşak bandının bulunması gerekiyor.
Ayakkabının ayağı sıcak tutması dışında kuru tutması da önemlidir. Bunun için nefes alabilen kumaşlardan yapılmış ayakkabılar tercih edilmelidir. Ayakkabı bileği mutlaka kavramalı, kaygan zeminde iyi tutunabilmelidir. Topuğun biraz üzerinde bulunan spor ayakkabısı türü ayakkabılar hem bileği kavrayamadığı, hem de tabanları arazi koşullarına uygun olmayacak kadar ince olduğu için kazalara sebep olabilir.
Ayakkabının tabanı yere bastığınızda taşları hissetmeyecek kadar sert, ama yürüyüş için de esnek olmalıdır. Ayakkabının esnekliği ise kişinin ağırlığına ve zeminin durumuna göre değişebilir. Zemin çok sert değilse esnek tabanlı bir ayakkabı yeter ama dağa gidilecekse mutlaka sert tabanlı bir ayakkabı seçilmelidir.
Dağcılık amaçlı üretilen ayakkabılar biraz daha ağırdır ve dişleri daha derindir. Tabanları esnek değil tam tersine çok serttir. Bu tabana Vibram Taban deniyor. Bu özellik çamurlu zeminlerde veya eğimli yamaçlarda kaymayı önler. Doğa yürüyüşü yapanlarla kampçıların ayakkabılarının dişleri, dağcılık ayakkabılarından daha küçük olabilir.
Ayakkabıda kullanılan astar da kaliteyi doğrudan etkileyecek bir özelliktir. Astarın dayanıklılığının yanı sıra hava ve nem geçirgenliğinin olması, kolay kuruması ve koku tutmaması istenen diğer özelliklerdir. Çok koku yapan bir astara sahip ayakkabı kullanan biriyle aynı çadırda kalmak ciddi bir problemdir.
Ayakkabının ağırlığı da önemli bir etkendir. Aralarında 1 kg fark olan aynı kaliteye sahip iki ayakkabıdan her zaman hafif olan tercih edilmelidir. Ağır bir ayakkabı bir kaç saatlik bir yürüyüş için fazla fark etmez belki ama 10 günlük bir ekspedisyonda karşınıza ciddi bir yük olarak çıkar.
İlk kural alacağınız ayakkabının numarasının, kendi ayak numaranızdan yarım numara daha büyük olmasıdır. Yani günlük hayatta giydiğiniz ayakkabılardan biraz daha büyük olmalıdır. Ayağınıza tam oturan bir dağ ayakkabısı daha ilk faaliyetinizde sizi mahveder. Bu değişmez bir kuraldır. Ayak parmaklarınızı ayakkabı içinde çok rahat hareket ettirebiliyorsanız ayakkabı ayağınıza uygun demektir. Bir kış etkinliğinde ayakkabınız ne kadar iyi olursa olsun eğer parmaklarınız içeride oynamayacak kadar sıkışmışsa parmaklarınız donar. Ayakkabı içinde kan dolaşımının iyi olması gerekir. Çok fazla büyük bir ayakkabı da uygun değildir. Bu kez ayağınız ayakkabının içinde kayar. Bu kaymayı önlemek için ayağınızı sürekli olarak kontrol etmeye çalışırsınız. Bu da ciddi bir enerji kaybına neden olur.
Yapılan hatalardan biri de ayakkabı aldıktan hemen sonra etkinliğe katılmaktır. Böyle yapanların çoğunun ayaklarının dönüşte yara içinde kaldığını unutmayın. Ayakkabıyı ayağa alıştırma dönemi vardır.
Doğa sporlarına uygun olan ayakkabılar sert olduğu için ayağa iyice alışana kadar biraz vurabilir. Bu nedenle ayakkabı – ayak ilişkisinin iyi olması şarttır. Dağ ayakkabısını kentte giyenlere artık kimse garip garip bakmıyor. Bu nedenle fırsat buldukça ayakkabıyı giyerek, bir etkinlik öncesi ayak vurma sorununu ortadan kaldırmak gerekir. Toplam 20 km kadar bir yürüyüş ayağınızın ayakkabıya alışmasını ve ayağınıza bir daha zarar vermemesini sağlayacaktır.
Bir ayakkabının ömrü ona ne kadar iyi baktığınızla ilgilidir. İyi ve düzenli bir bakımla kaliteli bir dağ botunu senelerce kullanabilirsiniz. Her faaliyet sonrasına ayakkabılar iyice temizlenmeli ve oda sıcaklığında kurumaya bırakılmalıdır. Ayakkabılarınızı soba veya kalorifer yanında kurutmayın. Her ayakkabı için önerilen bakım kitlerinden alarak daha kolay bakım da yapabilirsiniz. Üreticinin önerdiği bakım tavsiyelerine mutlaka uyulması lazımdır.
Dağ ayakkababıları yaz ve kış ayakkabıları olarak ikiye ayrılır. Yaz ayakkabıları deri veya deri/kumaş botlar olarak imal edilir. Dağcılrın her zaman ilk tercihi der ayakkabılardır. Teknolojik ürünler ne kadar devreye girerse girsin deri ayakkabıların egemenliği kolay kolay bitmez. Yaz tırmanışlarında kullanılan ayakkabılar yukarıda çok detaylı olarak anlatılmıştır.
Deri/kumaş ayakkabılar daha hafiftir, ayağa daha kolay uyum sağlarlar, ıslanınca kolay kurur ve fiyatları deri ayakkabılara göre daha ucuzdur. Ancak birkaç kullanım sonrasında ayakkabı iyice gevşer ve krampon kullanımı sorunludur ve engebeli arazide sorun yaratabilir.
Kış ayakkabıları ise biraz daha farklıdır. Bu ayakkabılar genellikle plastik bir dış bot ile yalıtkan özelliğe sahip bir iç botttan (mest) oluşur. Kış tırmanışlarında bu ayakkabılar sert tabanları nedeniyle kar ve buzda tırmanmak için idealdir. Su geçirmezler, bu nedenle karda saatlerce yapılan yürüyüşlerde ayaklar kuru kalır. Plastik botların içindeki iç botlar yalıtkan özellige sahip oldukları için ayaklar üşümez. Tam tersine ayaklar terleyebilir bile. Rahatlıkla krampon takılabilmesi ise başka bir avantajıdır. Dağa tırmanmaya giderken tırmanış noktasına kadar bu ayakkabılarla yürümek kolay değildir. Bu nedenle kampa kadar hafif trekking ayakkabıları ile yürümek saha mantıklıdır.
Ayakkabı tek başına değil iyi bir çorapla verimlidir. Bu nedenle ayakkabı alırken çorapla uyumlu olmasına özen gösterilmelidir. Çorapların dağ için imal edilmiş yün veya sentetik malzemelerden yapılmış olması gerekir.
Kış tırmanışlarında ayakkabı ve çorap kadar önemli olan bir malzeme de tozluktur. Ayakkabıların içine sadece bileklerden kar girebilir. Tozluklar ayağın üstünden dize kadar olan bölgede kullanılır ve ayakkabının üzerinden geçtiği için ayakkabıya kar girmesini önler. Tozluklar sadece kar için değil çamur için de kullanılır ve su geçirmez kumaşlardan yapılır. Tozluğun ayakkabıyı ve ayağı sımsıkı sarması çok önemlidir.
2. Çadır
En çok karşılaşılan sorulardan biridir: " Kampa gideceğim ama nasıl bir çadır önerirsiniz? " tecrübeli bir dağcı için bu soru oldukça zor bir sorudur ve yanıtı çok da kolay değildir. Soruya yanıt vermek için birçok karşı soru sormak gerekecektir. Nerede kamp yapacaksınız ? Hangi mevsimde kamp yapacaksınız ? Kamp yapmaktadaki amacınız ne ? Kaç kişisiniz ? Ağırlık tercihiniz ne ? Boyutu nasıl olmalı.. soruları doğru yanıtı vermek için sorulacak sorulardan sadece birkaçı.
Çok basit anlamda çadırları dörde ayırmak mümkün En basit çadırlar yazlık çadırlardır. Bunları çok fazla uğraşmadan kurup, yaz etkinliklerinde içinde rahatlıkla uyuyabilirsiniz. Ancak kötü hava koşullarında çok rahatsız olursunuz. Bu tür çadırlara üç mevsim çadırlar deniyor. Bu çadırlarla yaz aylarında bile dağlarda bile kamp yapılabilir. Koruyuculuğunun diğer çadırlardan bir farkı yoktur. Bu çadırların üst ve yan panelleri tülden yapıldığı için buralardan kışın kar girebilir. Bu özellik yazın iy,i bir havalandırma sağlar. Ancak kış kamplarında biraz sorun yaşayabilirsiniz.
Dört mevsimlik ve beş mevsimlik çadırlar kış koşullarında da ideal bir kamp yapılmasına olanak verir. İki çadır türünün birbirinden mantık olarak bir farkı yoktur ama beş mevsimlik çadırlsar kış koşullarında çok zorlu noktalarda, rüzgâr alan sırtlarda bile kurulabilecek gibi düzenlenmiştir. Bu tür çadırların iskelet sistemleri kış koşullarına dayanıklı olacak şekilde tasarnamıştır. Doğal olarak da üç mevsim çadırlara göre çok pahalıdır. Dış tenteleri daha uzundur ve yer seviyesine kadar inerek kar etyeği görevi görürü. Tüm dört mevsimlik çadırların bir, bazen her iki tarafında da bagaj bulunmaktadır. Bagajlar fazla eşyalarıın konulması içindir. Böylece çadırdakilerin daha rahat etmeleri için tararlanmıştır. Yani kış kış kampları için ise çadırlar geniş bagajlı ve kar etekli olmalıdır. Ayrıca kışın çadır kurarken etrafına bir kar duvarı örülmeli ve kar duvarı ile çadır arasında mutlaka en az yarım metrelik bir mesafe olmalıdır. Bu aralık bırakılmazsa gece yağan kar çadırı tamamen gömebilir. Beş mevsim çadırlar ise daha çok yüksek irtifada kullanılan extrem koşullar için dizayn edilmiş oldukça pahalı çadırlardır. Eğer kış koşullarında çadır kurmayacaksanız bu sınıflar içinde en ucuz olan üç mevsim çadırları tercih etmenizi öneririm.
Çadırın tek başına koruyucu olması olanaksızdır. Mat ve uyku tulumunun da iyi olması gerektiğini unutmayın. Tamamen sentetik malzemeden yapılan çadırlar birkaç saniyede tutuşarak yok olabilir. Bunu önlemek için çadırın içinde ocak yakmamak, çadırı da ateş yakılacak yerlere yakın kurmamak gerekiyor.
Çadır alırken de kendinize “ Ben ne yapmak istiyorum” diye sormanız lazım. Doğa sporları için kullanacaksınız, amacınız ne olursa olsun bagajlı bir çadır kullanmanız, çadırın içinde konforlu yaşamanızı sağlayacaktır. Eğer uzun yürüyüşler yapacaksanız çadırınızın hafif olması da gerekiyor.
Her yeni özellik çadırın fiyatının biraz daha artmasına neden oluyor. Her şeyden önce çadırın en güçlü rüzgârlarda bile kolay kurulabilir olması ve rüzgâra dayanıklı olması gerekiyor. Bu nedenle iskelet sistemi alüminyum çubuklardan oluşan çadır almanızda fayda var. Çadırın tüm fermuarları çekildiğinde, içeride izole bir ortamın oluşması da önemli. Çok soğuk havalarda içeride yakılan bir mumun bile çadırın ısısını hızla artırabilmesi önemli bir kriterdir.
Çadır mutlaka iç ve dış tenteden oluşan iki parçadan oluşmalı. Kurulduğunda da bu iki tente birbirine dokunmamalı, arasında hava boşluğu olmalıdır. Aksi takdirde iç tente de ıslanma meydana gelir. Dış tene kesinlikle su geçirmeyen bir özelliğe sahip olmalıdır. İç tentenin büyük bir kısmı ise tüldür. Çadırlar soğuk havalarda yoğuşmadan dolayı ıslanır. Her tür çadırın mutlaka suya dayanıklı olması gereklidir. Su geçiren bir çadır yaz koşıulalrında bile çadırdakilerin yaşamını tehlikeye atabilir.
Eğer hava çok soğuksa ve çadır iyi bir izolasyonj sağlamıyorsa çadırın iç tentesi buz bile tutabilir. Bu durumda uyurken çadırın tavanından üzerinize kar bile yağabilir. Bu da uyku tulumu başta olmak üzre birçok malzemenin ıslanması anlamına gelmektedir. İyi bir izolasyonun yanısıra çadırın havalandırma sisteminin olması gerekiyor. Böylece içeride uyuyanların nefeslerinden çıkan havanın içeride yoğuşması olabildiğince engellenir.
Çadırların su yönünden en zayıf yerleri dikişlerdir. Bu dikişlerin su geçirmez bir malzeme ile sıvanarak çadırın buralardan su alması engellenebilir. Son yıllarda üretilen bazı çadır türlerinde bu noktalar su geçirmez bir malzemeyle kaplanmaktadır.
Çadırın dayanıklı olması gerektiği daha önce de soylenmişti. Bu dayanıklılığın ana malzemesi sağlam bir iskeleti oluştutan çadır çubuklarıdır. Bu çubuklar ne kadar sağlamsa çadır o kadar iyi direnir. Sağlam bir iskelete sahip olmayan çadırları rüzgâr dışında bekleyen bir başka tehlike de gece yağan karın çadırın iskeletini kırabilmesidir. Bu nedenle iskelet sistemi çadırın tente sistemi kadar önemlidir.
Dağa gideken bir gramın bile hesabı yapılır. Bu nedenle çadırın ağırlığı çok önemlidir. Çadırın ağırlığı yanında genişliği de çok önemlidir. Özellikle kış koşullarında çadırın bagajlı olması çok önemli bir avantajdır. Dört veya beş mevsim çadırlar üç mevsim çadırlara oranla çok daha pahalı ve ağır ama bir o kadar da konforludur. Dağ çadırlarının tümünde en fazla dizler üzerinde doğrulabilir.
Çadırların bir başka özelliği de şekilleridir. İlk dağ çadırları üçgen şekilliydi. Ancak bu çadırlar rüzgâra karsı şekil itibariyle çok dayanıklı değildiler ve güçlü rüzgârda patlama olasılıkları fazlaydı. Günümüzde dom (Kubbe) ve tünel tipi çadırlar kullanılmaktadır. Kavisli yüzeylere sahip bu çadırlar rüzgârdan en az etkilenirler. Ancak çadırın şekli ne olursa olsun kazıkları iyi kullanılıp, gerdirme ipleri ile iyice gerdirilmezse sert rüzgârlar çadıra zarar verebilir.
Dağ çadırları 2 veya üç kişiliktir. Yüksek irtifada kullanılan çadırlar, özellikle sırtlarda kullanılanlar tek kişilik de olabilir. Dört mevsim çadırlarda üç kişi rahatlıkla kalabilir. Ancak bu tür çadırlarda iki kişi kalmak dağcılar için konfor demektir. Tam tersine çok zor durumda kalındığında; iki kişilik çadırda dört kişi, üç kişilik çadırda ise beş kişi barınabilir.
Çadırlara verilen zararların başında etkinlik sonrasında çadırların bakımı yapılmadan bırakılması gelir. Doğru bakım her zaman doğada yapılır. Kamp toplanırken hava koşulları uygun ise çadır güneşte kurutularak toplanır ve eve gelindiğinde ıslak bezle silinir. Eğer çok kirli ise küvet içinde sabunlu suyla çok zarar vermeden yıkanmalı ve iyice kuruması beklenmelidir. İster dağda ister evde toplansın; çadırda en küçük bir nem bile kalmışsa, bu nem çadırı kısa bir süre içinde kullanılmaz hale getirir. Oysa sağlıklı bir bakım, çadırın yıllarca kulllanılmasını sağlar.
3. Uyku Tulumu ve Mat
Kamptaki konforunuz için olmazsa olmaz muhteşem ikili denilebilir. İkisinin de iyi olması halinde kampın en azından barınma kısmı çok iyi geçebilir. Kaz tüyü uyku tulumları çok daha iyidir ama ıslandığı zaman biraz geç kurumaktadır. Elyaf tulumların çabuk kuruma özelliği var.
Tulum alırken; özellikle mumya biçimli, hafif, belli bir koruma derecesi olan, sıkıştırıldığında iyice küçülebilen, çantada çok az yer kaplayan bir tulum olmasına dikkat edin. Tulumunuz, içine girdiğinizde iplerle iyice büzülerek ısı kaybını önlemeli. Çünkü uyku tulumları vücuda ısı vermez, vücut ısısını korur. Artık pek kalmadı ama yine de hatırlatmakta fayda var. Kafa kısmı olmayan yorgan biçimli bir tulum alırsanız gece sabaha kadar titrersiniz.
Tulumların üzerinde kalitesiyle ilgili önemli bir bilgi vardır. Örneğin: konfor: -5 işareti tulumunuzun içine iç çamaşırlarınızla girdiğinizde -5 C ye kadar rahatlıkla uyuyacağınız anlamıma gelir. Extrem: - 5 uyarısı ise elbiseli olarak bu tulumda -5 C’de titreyerek de olsa donmadan sabahı edeceğiniz anlamına gelir. Yine de bu kavramlar göreceli kavramlardır. Çünkü bir tulumun koruması nerede olduğunuza, yüksekliğinize, tuluma nasıl girdiğinize, o akşam yediklerinize, tulumun darlı ve genişliğine, yaz ve kış olmasına, alttaki izolasyon malzemesine kadar bir çok şeye bağlıdır.
Bir tulumun ne kadar sıcak tutacağı içindeki yalıtıcı malzemenin miktarına ve kalitesine bağlıdır. Tulumlar çok basit olarak yazlık, üç mevsimlik ve kışlık olarak ayrılırlar. Tulumun tasarımı ve derecesi çok önemli olmakla birlikte eğer tulumdan dışarıya bir ısı kaybı varsa üşümemek neredeyse imkânsız gibidir. Bu nedenle tulumun kapşonundaki ipleri kullanarak tulumu iyice büzüp dışarıya hava çıkmasını engellemek gerekir.
Uyku tulumları için son yıllarda sadece iki yalıtım malzemesi kullanılmaktadır. Bunlar elyaf gibi sentetik yalıtım malzemeleri ile kaz tüyünden yapılmış uyku tulumlarıdır.
Kaz Tüyü Uyku Tulumları: İyi ısıtması sıkıştırılınca çok küçülebilmesi, torbasından çıkarılınca hemen şişebilmesi, hafif olması ve çok sıcak tutabilmesi özellikle yüksek irtifa tırmanışlarında tercih edilmelerini sağlar. Ancak sentetik tulumlara göre çok saha pahalıdırlar ve ıslanınca kolay kolay kurumazlar. Islak bir kaz tüyü tulum hem kalınlığını yitirir hem de kuruyuncaya kadar yalıtma özelliğini tamemen yitirir. Bu nedenle kaz tüyü tulumlar nemli bölgelerde sorun yaratabilirler.
Sentetik Uyku Tulumları: Bu tür tulumların en büyük avantajı neme dayanıklı olmaları ve ıslanınca çabuk kuruyabilmeleridir. Ayrıca sentetik tulumlar ıslakken de koruyabilirler. Kaz tüyü tulumlara göre daha ucuz olmaları da başka bir avantajlarıdır. Ancak bu tulumlar kaz tüyü tulumlara göre daha ağırdır ve bu tulumlar kadar sıkıştırılamazlar. Dolayısıyla çantada çok yer kaplarlar. Ucuz olalarına rağmen kaz tüyü tulıumlar kadar uzun ömürlü değildirler. Bu nedenle bir dağcının hem sentetik hem de kaz tüyü tulumlara sahip olması gerekir. Hangi tulumu kullalancağına dağcı gideceği faaliyete göre kendi karar verir.
Uyku tulumlarını sıkıştırılmış bir halde bırakmak onların ömrünü kısaltır. Faaliyetten döndükten sonra iyice havalandırılıp kurutulduktan (tulumlar kuru gözükse bile içlerinde nem kalmış olabilir. Bu nedenle iyice kurutmak gerekir) sonra daha geniş olan fileden yapılı torbasında sıkıştırılmadan saklanması tulumun ömrünü uzatır. Çok kirlenen bir tulum bir küvetin içinde sabunla yıkamak en sağlıkı olanıdır. Kurutmak için asmakta bir sakınca yoktur. Eğer makinede yıkamak istiyorsanız ön yıkamalı makinelerde hassas programda yıkamalısınız ve devirde sıkmamalısınız. Çıkarıp asmak en mantıklı kurutma yöntemidir. Yine de elde yıkanmasını öneririm. Yapılan başka bir hata da özellikle kaz tüyü tulumları kuru temizlemeye vermektir. En mantıklı olan temizleme için tulumun üzerindeki yönergelere göe hareket etmektir.
Kamp yapanlar için en büyük sorun neyin üstünde yatacaklarıdır. Kamp malzemesi alırken mat da alırlar ama "bunun üzerinde nasıl yatarım" diye düşünür dururlar. Kimi şişme deniz yatağı götürür, kimi de birkaç battaniye. Ama hiç biri iyi bir matın konforunu tutamaz. Ancak tulumunuz ne kadar iyi olursa olsun, matınız kötüyse yine üşürsünüz. Çünkü tulumun altı yani yere gelen kısmı her zaman 0 C’dir.
İyi bir izolasyon malzemesi uyku tulumunun konforunu artırır. Bu izolasyon malzemesi de iyi bir mattır. Matların kalınlığı ortalama 0.8 cm dir. Ancak ciddi bir dağcılık etkinliğinde kullanılan matların kalınlığı 1.5 cm ya kadar çıkar.
Alacağınız matın hafif olmasına ve sadece yazın değil kışın da kullanışlı olmasına özen göstermelisiniz. Oluklu yapıda olması ısı izolasyonunda yüksek perforemans sağlamasına neden olur.
4. Sırt Çantası
Kampçılık için kullanacağınız çanta en az 65 litre olmalı. Bu hacimde bir çanta sizi iki günlük bir kampta idare eder. Çantada önemli olanın omuz askıları olduğu düşünülür. Oysa çanta belde taşınır. Bu nedenle alacağınız çantanın bel kolonu yoksa sakın almayın. Bel kolonu olmayan bir çantayla yürüyüş yaptığınızda, kısa bir süre sonra omuzlarınızın uyuştuğunu göreceksiniz.
Vücudunuza tam oturması için ayarlanabilir modellerden olmasında fayda var. Çantalar erkek ve kadın vücut yapılarına göre farklı tasarlanmıştır. Çanta alırken buna dikkat etmekte fayda var. Kötü ve sallanan bir çanta kamp yerine kadar olan yürüyüşünüzü berbat edebilir.
Doğa yürüyüşü için daha küçük bir çanta iş görür. Kriter ise boynunuza çapraz asacağınız fotoğraf makinesi dışındaki her malzemenizi içine rahatlıkla koyabilmek olmalıdır.
Sırt Çantası Seçimi: Sırt çantası doğada kullandığınız malzemelerden konforunuzu en fazla etkileyenlerden biridir. Tüm malzemenizi sırt çantası aracılığıyla taşıdığınızı ve uzun kış aktivitelerinde çantanın ağırlığının 30 kilograma kadar çıktığını düşünürsek doğru çantanın önemini daha rahat anlayabiliriz. Farklı kullanım alanları için farklı boyutlarda ve farklı yapılarda çantalar vardır. Çantanızı doğru seçmenizin ilk adımı kullanma amaçlarınızı belirlemeniz olacaktır. Kullanacağınız yerlere göre farklı boyut ve ağırlıkta çantalar almanız gerekecektir. Hafta sonları günübirlik yürüyüşlere giderken seçeceğiniz bir çanta ile bir haftalık uzun, kamplı bir faaliyet için seçeceğiniz çantanın farklı olacakları açıktır. Bunu düşünerek genel olarak üreticiler de farklı amaçlar için farklı yapı ve özellikte çantalar üretmektedirler.
Çantalarda dikkat edeceğiniz temel özellik, ister günübirlik bir yürüyüş için olsun ister uzun bir kamp faaliyeti, çantanın yükünüzü omuzlarınızdan alıp kalçanıza verecek bir bel kolonu olmasıdır. Çantalarda bel kolonu artık artı bir özellik değil kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Destekli omuz kolonlarının olması da çantanın rahatlığı açısından gözden kaçırılmaması gereken konulardandır. Çantanızı alırken dikkat edeceğiniz temel noktalardan bir diğeri de çantanın sırtınız için uygun bir sırt sistemine sahip olması ve doğru büyüklükte olmasıdır. En iyi seçilmiş çanta sizi faaliyet boyunca yolda bırakmayacak, rahat bir faaliyet çıkarmanızı sağlayacak bir çanta olacaktır. Farklı sırt sistemlerine sahip farklı çantalar sırtınıza farklı şekillerde uyum sağlarlar.
Ayarlı sırt sistemi olan çantalar sırtınıza göre rahat ayarlanabileceğinden tercih nedeni olabilir. Ancak ayarlı sırt sistemi olan çantaların da sabit sırt sistemli çantalara göre daha ağır olmaları kaçınılmazdır ve sabit bir sırt sistemi daha stabil olacaktır. Doğru boyuttaki çantayı seçmek için sırt uzunluğunuzu bilmeniz gereklidir. Bu ölçü beliniz ile boynunuz arasında uzunluktur. Bu uzunluğu çantanın sırt uzunluğu ile ölçerek doğru boyuttaki çantayı bulabilirsiniz. Ayrıca belinizin ölçüsü de çanta boyutları hakkında karar verirken kontrol etmeniz gereken diğer bir ölçüdür. Ancak kışın çantanızı birçok kat kıyafet ile kullanacağınızı göz önüne alarak bel uzunluğu için ekstra pay bırakmalısınız.
Çantanızın ağırlığı da dikkat etmeniz gereken bir başka önemli noktadır. Özellikle dağcılıkta kullanılan çantaların ağırlıkları kimi faaliyetlerde kişinin performansını etkileyebilecek önemli bir etken olabilir. Bu bakımdan alpin tırmanışçıların oldukça hafif çantaları tercih etmeleri normaldir. Çantalarınızı kullanım yerinize ve kullanış stilinize göre çantanın kumaşı da dikkat edeceğiniz bir özellik olabilir. Daha dayanıklı kumaşlardan yapılmış çantalar daha uzun süre kullanabileceğiniz çantalar olacaklardır. Ancak yine çok dayanıklı olan Cordura cinsi kumaşların da diğer kumaşlara göre ağır oldukları unutulmamalıdır. Çantanızın büyüklüğü kullanma amacınıza bağlı olarak değişecektir. Unutmamanız gereken büyük çantanın her zaman daha iyi olmadığıdır. Daha büyük hacimde çanta alındığı zaman daha çok ve belki de gereksiz şeylerle çantanın sonuna kadar doldurarak ağır bir çantanın taşınmasından kaçınmak daha zor olmaktadır.
Çantanın ayarlanması: Çantalarda iki tür sırt sistemleri bulunur: sabit sırt sistemleri ve ayarlanabilir sırt sistemleri. Bu sırt sistemlerinin amacı yükün büyük kısmının bel kolonu ve bel desteği aracılığıyla omuzlardan alınıp, daha büyük ve güçlü kas gruplarının bulunduğu kalça kemiğine aktarmaktır. Bunun sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için aldığınız çantanın sırt sisteminin sizin sırtınıza uyumlu olması gerekir. Sabit sırt sistemli çantalarda çantalar farklı boyutlarda yapılırlar. Bu tür çantalar için sırtınızın boyutlarına dikkat ederek çantanızı seçmelisiniz. Ölçülerden emin değilseniz çantayı denemeniz yardımcı olacaktır. Ayarlanabilir çantalarda ise çantanın sırt bölümünde farklı yerlerde ayarlama perlonları ve tokaları bulunur. Genellikle çantanın bel kolonunun sırtta bulundugu yer ayarlanacak şekilde yapılır. Bu şekilde kolonun vücudunuza en rahat oturduğu nokta seçilebilir. Ayrıca çantanın omuz kolonlarının boyu, sırtınıza yakınlığı ve yüksekliği de ayarlanabiliyor olmalıdır. Çantanızın sırt sistemine bakıp, bu ayar perlonlarını bulduktan sonra çantanızı yüklü ve ayarları gevşetilmiş bir şekilde dikkatlice sırtınıza alın. Öne eğilerek çantanın yükünü omuzlarınızdan aldıktan sonra bel kolonunu takın ve sıkıştırın.
Bel kolonunun leğen kemiğinizin üzerine iyice oturduğundan emin olun ve tokasından ağırlığı omuzlarınızdan alacak ama sizi nefessiz bırakmayacak bir sıkılığa getirin. Daha sonra dik durarak kendinizi ve çantanızı yandan görebileceğiniz bir aynanın önünde, sırt sistemini ayarlamak için ayar perlonlarını kullanarak sırtı ayarlayın. Bunu yapmadan önce omuz kolonlarının boyu da normal, kullanacağınız bir boyda olmalıdır. Çantanız dolu iken sırt sistemini rahat ve doğru ayarlayabilirsiniz. Bir kere iyi bir şekilde ayarladığınız sırt sistemini bir daha uzun süre, değiştirip oynamadan kullanabilirsiniz.
Sırt sistemini ayarladığınız çantanızın daha sonra omuz kolon ayarları ile oynayarak rahat taşıyabileceğiniz, uygun bir boya getirin. Daha sonra omuz kolonlarının üst kısmında bulunan perlonlar yardımı ile çantanızın vücudunuza yakınlığını ayarlayın. Unutmayın çantanız ile ne kadar bir bütün olursanız faaliyet boyunca yükünüzü o kadar rahat taşıyabilirsiniz. Son olarak yapılması gereken de göğüs perlonları ile omuz askılarının iyi yapılması gereklidir.
Çantanın yerleştirilmesi: Çantanızın rahat taşınabilmesi için iyi yerleştirmiş olması şarttır. Çantanıza yerleştireceğiniz malzemeleri seçerken herşeyi üç gruba ayırmak yardımcı olacaktır: kesin gerekli olanlar, çok işe yarayacak olanlar ve lüksler. İlk bölümün hepsinin alınması, ikinci bölümde dikkatli olunması ve üçüncü bölümde çok katı davranılması önemlidir.
Çanta yerleştirirken yolda ihtiyaç duyulabilecek şeylerin şapka cebine, yan ceplere ve çantanın kolay ulaşılabilen noktalarına koyulmasına dikkat edilmelidir. Diğer malzemeler, hafif-hacimli ve ağır-yoğun malzemeler olarak ikiye ayrılmalıdır. Ağır-yoğun malzemeler çantanın dengemizi bozmaması amacıyla sırta yakın noktalara yerleştirilmelidir. Tırmanışlarda, stabiliteyi arttırmak ve tırmanırken kollara düşecek olan ağırlığı azaltmak için ağırlık merkezi daha aşağıda, bele daha yakın olmalıdır.
Bazı çantalarda sırtı korumak için yumuşak malzemeyi sırta yakın yerlere koymak gerekebilir. Eğer bu gerekmiyorsa yumuşak malzemeler çantanın dışına yakın noktalara sıkıştırılmalıdırlar. Yakıt ve diğer akıcı malzemeler mümkünse dik pozisyonda ve çift kat torbaya sarılarak yerleştirilmelidir.
Güvenli bir faaliyet için malzemenin kuru kalması çok önemlidir. Çanta kumaşı su geçirmemesi için işlem görmüş olsa bile bu onu tamamen su geçirmez yapmayacaktır. Bu yüzden yağışlı iklimlerde çanta içindeki ıslanmaması gereken ( uyku tulumu gibi ) malzemelerin ayrıca su geçirmez bir torbaya koyulması gereklidir.
Çantanızı yerleştirdikten sonra bir son kontrol olarak stabilliğini kontrol etmek için yapabileceğiniz, çantanızın kendi başına desteksiz dik durup durmadığıdır.!
5. Ocaklar
Eskiden ateş başı sohbetleri çok yaygındı. Artık birçok alanda ateş yakmak yasak. Belirlenen yerlerin dışında ateş yakılması doğaya büyük zarar veriyor. Kampta yemek yapmak için ocak kullanabilirsiniz. Kampçılıkta kullanılan birçok ocak türü var. En basiti özellikle yaz aylarında çok işe yarayan bütan veya bütan- propan tüplerdir. İspirtoyla çalışan türleri de çok verimlidir. Benzinli ocaklar ise her türlü koşullarda yüksek verimle yanar. Çadırın içinde ocak yakılması, çadırın aniden tutuşmasına neden olabilir. Özellikle benzinli ocaklarda ilk yakışta aniden yükselen alev çadırı tutuşturabilir.
6. Termos Mataralar
Dağcılıkta sıvı alımı çok önemlidir. Son yıllarda dağa giden dağcı adaylarının suyu pet şişede taşıdıklarını gözlemlenmiştir. Bu mantıklı gibi gelse de her zaman ciddi sorunlara yol açabilecek bir uygulamadır. Pet şişenin patlama veya delinmesi halinde dağcı tırmanış sırasında susuz kalabilir. Bu da yaşamsal risk anlamına gelir. Bir dağcı 3 bin metrenin üzerindeki bir tırmanışta en az 1.5 litre sıvı tüketmek zorundadır. Dağcı bu nedenle yanında içine koyduğu sıvının ısısını 24 saat koruyabilen bir termos matara taşımak zorundadır.
Kaynak : İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi ders notu - Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım Güngör
Log in or register for more content!