- Çıkılan Dağ : Uludağ
- Zirve Tarihi : 30.08.2026
- Kayıt Tarihi : 01.09.2026 22:38
- Zafer zirvede kutlanır parolasıyla 30 Ağustoz Zafer bayramımızı bir kez daha YEBUDAK ekibi olarak zirvede kutladık...
Günler öncesinde Yebudak sayfasından yaptığımız duyuru ve çağrılar Zirve ve zafer severler arasında cevap bulmuş ve Kulüp tarihinde ilk, belkide BURSA Uludağ Zirve Tarihindede ilk olarak bir ekip hemde Geceden sabaha uykusuz, buz gibi havada yürümek pahasına yollara düşmüş ve ZAFERİ ZİRVEDE KUTLAMIŞTI...
Rotasız Rehber Kadir SOYALTIN öncülüğünde tam 145 kişi (bunların 143 kişisi zirve yaptı) iki gündür bozan , yağan ve rüzgarıyla ağustosu değil martı yaşatan havaya rağmen zirveye çıkma isteklerini kaybetmeyip tüm meşakkatleri aşıp zirveye ulaşma başarısı gösterdiler....
Aslında faaliyet aksaklıklarla başladı; ilk önce tüm hafta iyi giden hava cuma günü bozdu ve yağmaya başladı, son iki gün Uludağ hep kapalı ve dumanlıydı. Yürüyüş saatlerine kadar da yağış gösteriyor sonrasında yerini 40 km bulan rüzgar ataklarına bırakıyordu, hatta meteorolojiye göre son bilmem kaç yolın en soğuk Ağustos gecesi olacağı yazılıyordu... Ama ekibin kendine ve sanırım birazda kulübümüzün bütünleyici üye portföyüne olan inancından olsa gerek sayı düşmesinden çok artıyordu....
Havanın soğumasına birde gelecek otobüslerin biraz geç gelmeside (20 dakika kadar)eklenmesine rağmen zirve ekibi bayramın coşkusundan olsa gerek bir iki çatlak ses (ki bazılarının nedenini biz biliyoruz) haricinde kararından ödün vermiyordu...
30 ağustos sabahı saat 01:00 de Oteller bölgesi kayak evinin önünde145 kişi toplanıp genel kurallar ve faaliyet hakkında bilgilendirmeler yapıldı. Faaliyetlerimizde siyaset konuşulmadığı, futboldan uzak kalmaya çalışıldığı, rehberin önüne, artçının arkasına geçilmemesi gerektiği, faaliyetlerde içki içilmediği, sigaraların molalar hariç kullanılmadığı, kesinlikle çöplerin atılmadığı dile getirildi. Parkur hakkında bilgiler verilip ekip bir kere daha biilinçlendirildi.
Bu arada görevli ekip tarafından turuncu yelekler giyilip herhangi bir sıkıntı sorunun bu ekibe bildirilmesi gerektiği hatırlatıldı. turuncu yelekliler kalabalık ekibin içine serpiştirilerek ekip homojen hale getirilip iletişim Telsiz ve telefon haricindede desteklenmiş oldu.
Yürüyüşün ilk bölümü jeep yolundan oldu ve hafif hafif yüksenildiği için yavaş bir tempoda hiç dağılmadan kopmadan Volfram maden bölgesine ve akabinde de Tumba dediğimiz su kaynağınada 7 km yürüyüşün sonunda ulaştık.
Verdiğimiz bu molada yürüyüş esnasında sigara içildiği görüldüğü için sigara hassasiyeti tekrar hatırlatıldı. Her ihtimale karşı da kulubümüzün yönetiminden ve sponsorlarından Halit tarafından özel arazi aracıda yorulan ve üşüyenler için Kapı rotasının başlangıcına kadar götürüldü.
Jeep yolundan ilerlerken soğuk rüzgar ve sise karşı hazırlıksız ve donanımsız (donanım konusunda çok yeterli bizimde olduğumuzu söyleyemeyeceğim zira uyarılara rağmen ilk kez zirveye gelen kişiler Bursa havasına ve ağustos ayına güvenip daha yetersiz elbise ile gelmişlerdi) ekiplerin geri dönüşlerini müşahede ettik. Ne yazıkki bu karşılaşma esnasında bizim ekibinde olduğu videoları çekip kendi başarıları gibi hiç bir isim zikretmeden kullanmalarınıda yüreğimizden kınadık. ( Ergün'ünde dediği gibi, rica etseler onlarıda zirveye çıkartmaya çaba gösterirdik)
Tumbadan sonra eğim arttığı ve sisin çoğaldığı ve rüzgarında şiddetini arttırdığını gördüğümüz için adımlarımızı ön gurubun tüm gazına rağmen biraz daha küçülterek ve ekibin bölünmesine izin vermeyerek küçük molalarlada yetişmelerine olanak sağlayarak ilerledik.
Kapı rota başlangıcında aracımızla birlikte 2 katılımcımızı bir sonraki sefere zirve yapmaları dileğiyle uyumaya bırakıp faaliyetin kilit noktası 120 metre irtifa kazanclı bu bölümü tembel adım çıktık.
Dağın kuzeyinde sert esen rüzgar rasat düzüne çıkıp güneye baktığımızda yumuşayınca biraz daha rahatladık ve 143 kişininde bu bölgeye ateş böcekleri görüntüsüyle çıkmasını gözlemledik.
Parkurun bu bölgesi 5 km civarındaydı ve son bölümlere kadar düze yakın 2400 rakımşlarda ilerliyordu. Sis ve rüzgar patikaları görünmez yapsada rotayı yüzlerce kez çıktığımdan ve ekibinde dinanizmini gördüğümden dolayı endişe etmeden kah rotadan , kah varyantından ilerleyerek çatrağa kadar geldik.
Bir ucu göllere diğer ucu zirvenin altına giden çatrağın iki ucundan zirveye giden yolu seçmeden önce ekibin bir kez daha toparlanmasına izin verdim. (Bu arada önde yürüyenlerede bunun gerekliliğini sürekli anlatmaya devam ediyordum)
Patikanın inişe geçtği yerde tark edip rotasız yavaş yavaş yükselerek önce karatepeye vardık. Bu bölgede oldukça estiğinden dolayı pek fazla duramadan ıslanıp kaygan hale gelmiş kayaların içerisinde asude bir geçit bulup zirveye doğru emin adımlarla yürümeye devam ettik.
Bu arada sis ve buluttan dolayı güneş doğmasada hava açılmaya ve göz gözü görmeye başlamıştı.
Zirvenin hemen altında bizden 2 saat önce yola çıkan diğer ekibi görüp onlarla selamlaşıp bayramlaşıp yükselmeye devam ettik.
06:20 gibi Uludağ zirveye ulaştık ve zirvede bir ekibin daha olduğunu mutlu bir şekilde gördük. Zira Bayram bizim bayramımızdı ve bayyarma zirveyi hedefleyen her ekiple bir gönül birlikteliğimiz olduğu kesindi...
Daha önce anlaştığımız üzere arkadaşlarımız göller gölgesinden gelerek 10 metreye 15 metre büyüklüğündeki dev Türk bayrağını eş zamanlı Zirveuye çıkartmıştı.
Zirvede soğuk ve rüzgara rağmen atıştırıp sonrasında dev bayrağımızı sererek etrafına toplanıp saygı duruşu ve İstiklal marşımızı hep bir ağızdan. bir gönülden okuyup bayramlaştık.
Bolca çekilen zirve resimlerinden sonra rüzgar soğuk ve sis dolayısıyla tehlikeli olacağından ve görüş mesafesinin kısalığından dolayıda göller parkuru bir başka sefere bırakılıp dönüşe geçmeye karar verildi.
Dönüşü tekrar varyant yaparak çatrağa ulaşıp sonrasındada rasattaki çoban ağılında (bol miktarda wc olarak kullanılabilecek çukurlar olduğu için) büyük mola verip sonrasında kapı rota başlangıcına ulaştık.
Bu bölgede ekip ikiye bölündü. Kendi istekleri doğrultusunda bir grup ekip daha uzun ama yürümesi kolay olan madene iniş yaptırıldı, diğer ekipte incelen bulut perdesinden esinlenerek biraz daha yükselip küçük zirveye buradan da koç kayalar üzerinden inmeye (benim olduğum ekip) yönlendirildi.
İlk grubun tamamını rasattan yolcu ettikten sonra 60 kişilik kalan ekiple Küçük zirveye doğru yüğkselmeye başladık. Bu arada yerde nedendir bilinmez yatan Yarasa ekipçe sevilip korunacak yer yapılıp bırakıldı ve zirveye çıkıldı.
Yıllar boyu Uludağın zirvesi olarak görülen bu zirve göller bölgesinden ve şehrin kuzeyinden görünen zirveydi ve yüksekliği gerçek zirveden 56 metre daha düşüktü.
Bu bölgede 1930 larda bir barınak devlet eliyle yapılmış, geçen seksen senede yıprandığı için 2010 yıllarda devlet burayı tekrar restore edip dağcı barınağı haline getirmişti. Lakin dış çevre şartlarına karşı uygunsuz yapılan bu restorasyondan şimdi eser kalmamıştı. Maalesef adına ne dediklerini bile bilmediğim bazı kendini bilmezlerde bu yapıya zarar vermeye devam etmekteydi :( İnşallah yıkılmaya yüz tutan yapı tekrar bilinçli bir şekilde onarılıp kötü yürekli insanlar içinde kameralarla korunup Uludağımız bilinçli dağcılar için güzel bir makana sahip olmaya devam eder...
Küçük zirveye çıktığımızda dağılan sis bulutunun arasından yer yer görüen manzaranın güzelliğinden olsa gerek mola süremiz uzatıldı ve bol bol resimler çekindik.
Her güzel şeyin bir sonu vardı ve ilk ekibin bizden önde olduğuda düşünülünce inişe geçmeye karar verdik. Kestirmeden patikaya inip sert inişi yumuşatıp koçkayalara gelmiştik ki Kocaelinden Cemil Orhn abimizi ve beraberindeki 2 arkadaşınıda bu bölgede görüp sarılıp hasret giderdik.
Kışın karbuz tırmanışı için başlangıç olan bu bölgeden yazın dikkatli bir şekilde 400 metre kadar inip jeep yoluna ve akabinde de 4 km kadar yürüyüp araçlarımıza ulaştık.
Güzel, coşkulu bir bayramı rekor bir katılımla Marmara bölgesinin en yüksek dağında geçirmiş olmanın enerjisi ile mağrur ve gurulu bir şekilde araçlarımıza binip bir sonraki faaliyete kadar vedalaştık.
Faaliyetin değerlendirmesine gelince;
Tüm uyarılara rağmen sigara içen ve hatta içtiği izmaritleri attığı görünen insanlar vardı, bu ilk faaliyetleri olduğundan olsa gerek uyarılar bir kulaklarından girip diğer kulaklarından çıkabiliyor fakat biz ekip olarak tekrar tekrar uyarıp hatırlatmalıyız ve hatta tekrarını yapanları faaliyetlere almamalıyız ki bizi geren değil doğayı seven saygı duyan kişilerle birlikte olabilelim...
Tüm uyarılara rağmen ön gurup sürekli hızlı yürüme telaşında ve isteğinde olabiliyor. Bugün olduğu gibi o cenah her daim uyarılıp asla gaza gelmeden ekibin bir bütün olduğu unutulmadan hareket etmeye devam etmeliyiz.
Ekibin en zor görevinin artçılık (bugün Ergün'dü) olduğu tüm üyeler tarafından bilinip ona göre hareket edilmeli ve artçıya her daim yardım ve destekten kaçınılmamalıdır.
Bu tarz büyük katılımcıların olduğu faaliyetler öncü ve artçı arasında bugün olduğu gibi ara elemanlar (ki üyelerden olması çok güzel oldu) olmalı ve diğer katılımcıların onları ayırt etmeleri için mutlaka yelek kolluk vb. birşey giydirilmeli.
Kalabalık faaliyetlerde özellikle üyeler (bugün 30 üyemiz vardı) görev ve sorumluluk almaktan kaçmamalı ve bir bütünün parçasından ziyade dişlisi olduklarını göz ardı etmemeli. asla aykırı davranan değil, yardım eden olmalı... fevri davrananları, uca gidenleri uyarmalı, kulübüne destek olmalı.... Örneğin ekip resmi çekinirken bireysel resim çekiniyor bile olsa bırakıp hemen bütün resme iştirak etmeli ve etmeyenleri lisanı hal ile uyarmış olmalıdır.
Bir negatif insanın 100 pozitif düşünceyi yok etmeye muktedir olduğunun bilinciyle çatlak seslere karşı kulübü bir bütün olarak korumalı, gerekiyorsa azığı kaos ve olumsuzluk olan bu kişilerden ekibi korumak için uzak kalabilmenin yollarını aramalıdır...
Tüm bunlardan sonra İyikide kurmuşum ve iyiki de bu kulübün başkanıyım dediğim YEBUDAK Ailesinin bir ferdi olarak başta Sema, Ergün, Fatma, Kerim, Ahmet, Hasan'lar, Hatice, Halit vb.olmak üzere bu anlamlı faaliyeti rekor bir sayıyla ve 35 yıllık zirve hayatımda ilk kez bu kadar büyük bir zirve eekibinin rehberi olarak bu faaliyetin yapılmasında destek olan tüm üye katılımcı ve misafirlere TEŞEKKÜR Ederim.
İyi ki YEBUDAK'lıyız...
Sarıalan çıkışlı, şu noktalardan geçen gidiş-dönüş parkuru:
- Su Kaynagi (6.6 km)
- Dağ geçidi (8.2 km)
- Karataş zirve (12.5 km)
- Uludağ Zirve (13.1 km)
- Küçük zirve (18.7 km)
Daha fazla içerik için giriş yapınız ya da kayıt olunuz!